Beyin Tümörleri
Beyindeki normal hücrelerin anormalleşerek büyümesi sonucunda kitleleşen yapılar beyin tümörleri olarak nitelendirilirler. Bu sonradan meydana gelen kitle kafatası içi basıncının artmasına sebep olarak beyin üzerine baskı yapmaya başlar ve birtakım olumsuz belirtiler gösterir.
Beyin tümörü tanı ve tedavisinde güçlükler arzeden bir hastalıktır. Konuya hasta açısından yaklaşıldığında ürkütücü gelen bu konu, çoğu zaman kulaktan dolma bilgiler nedeniyle yanlış bilinmektedir. Son 10 yılda gerek tanı koymada gerekse tedavide yeni gelişmeler meydana gelmiştir. Beyin tümörleri çocukluk çağı tümörleri arasında 2. en sık görülen tümör gurubunu oluştururken, 50 yaşından sonra sıklık açısından ikinci kez artış göstererek özellikle başka organ kanserlerinin beyine olan yayılımıda göz önüne alındığında 3. en sık görülen tümör gurubunu oluşturur. 9 yaş altı ve 55 yaş üstü daha sıklıkla görülen beyin kanserlerine, beyaz ırkta ve erkeklerde daha çok rastlanır.
Kafatasının içi, dış ortamla bağlantısı olmayan ve sabit bir basınca sahip oluşumlar içerir: Kemik yapı, beyin zarı ve beyin. Bu yapılardan herhangi birindeki normal dışı büyüyen kitle Beyin tümörü olarak adlandırılır.
Beyin tümörleri kabaca 3 guruba ayrılır:
1. Başka organlardan beyine dağılan tümörler (metastazlar)
2. Beynin dokusundan kaynaklanan tümörler ( glial tümörler )
3. Beyin zarından kaynaklanan tümörler ( Menengiomlar)
Hipofiz tümörü (ameliyat öncesi)
Hipofiz tümörü(ameliyat sonrası)
Daha bir çok alt gurubu ve değişik varyasyonları mevcut olan Beyin tümörü hastaya iki şekilde zarar verir:
1) İlki kapalı bir ortam olan kafatası içindeki basıncı arttırarak beyin dolaşımında azalmayla, diğeride tümörün yerleştiği beyin bölgesine göre verdiği hasarla . Bunun sonucunda hastalarda çok değişik şikayet ve bulgulara yol açar. Baş ağrısı, sara krizleri, kişilik değişiklikleri, şuur bulanıklığı, görme bozukluğu, kollarda veya ayaklarda felçler, dengesizlik, yürüyememe, işitme kaybı , konuşma bozukluğu gibi bulgular ortaya çıkar. Hastalığın ileri dönemlerinde hasta yatağa bağımlı hale gelir ve şuur kaybı oluşur. Norman koşullarda hemen hemen her insan baş ağrısı geçirmiştir. Ancak günün birinde daha önce rastlamadığınız şekil ve şiddette baş ağrısı atakları başlarsa mutlaka hekime başvurmak gerekir. Bu tip ağrıların özellikle sabah olması ve ağrı kesicilere cevap vermemesi tipiktir. Ayrıca 40 yaşından sonra daha önce hiç sara krizi geçirmemiş kişide , nöbet görülürse bu kişilerde beyin tümörü açısında mutlaka araştırılmalıdır.
Tanı koymak , gelişmiş radyoloji teknikleri kullanan kliniklerde son derece kolaydır. Bilgisayarlı Beyin Tomografisi ve gerekirse Beyin MR tetkiki çoğu zaman yeterli olur. EEG, normal röntgen ve laboratuar bulgularıda bazan gerekli olabilir. Hastanemizde Bilgisayarlı Beyin tomografisini bu hastalarda rutin olarak uygulamakta, şüpheli durumlarda MR tetkiki yaptırmaktayız. Beyin tümörü tanısı alan hasta ve yakınlarındaki şaşkınlık ve korkunun atlatılması hekimin ilk yapması gerekendir. Tedavinin en kısa sürede tüm imkanlar seferber edilerek başlamasıda gereklidir. Öncelikle cerrahi tedaviyle tümörün tam veya tama yakın çıkarılması ve takiben radyoterapi dediğimiz şua tedavisinin uygulanması gerekir. Tedavide altın anahtar cerrahidir. Ameliyatın amacı sadece tümörü çıkarmak değil, tümör hücrelerinin mikroskop muayenesiyle tümörün tam cinsini saptamaktır. Dolayısıyla ameliyat sonrası uygulanacak alternatif tedavilerede yol gösterir. Tümör kitlesi ameliyatla en azından küçültülmeyen tümörlerde şua tedavisinin etkisi tartışmalıdır. Ancak bazı beyin tümörlerinde gerek yerleşim, gerekse tümörün ameliyat sınırlarını aşmış olması sonucu başlangıçta şua tedavisi yapılır ve takiben kemoterapi uygulanır. Cerrahi uygulanan hastalarda çoğu zaman şaşırtıcı derecede iyi sonuçlar alınır. Özellikle beyin zarı kaynaklı tümörler bening dediğimiz iyi huylu tümörler olup, tam çıkarılmaları halinde hasta ömür boyu yaşamının problemsiz geçirir. Hastanemizde Beyin Tümörlerinin cerrahi tedavisi mikroşirürjikal olarak yapılmaktadır. Ameliyat sonrası yoğun bakım ünitelerimizde takib edilen hasta yatağına alındıktan sonra gerekiyorsa fizyoterapi başlanır. Patoloji tanısı alındıktan sonra Onkolog tarından görülen hastanın, radyoterapi veya kemoterapi gibi ek tedavileri gerekiyorsa planlanır .
Öneriler:
-Daha önce yaşamadığınız ,yabancı olduğunuz baş ağrılarına dikkat edin.
-Sara krizi beyin tümörünün ilk bulgusu olabilir.
-Gerekirse Bilgisayarlı beyin Tomografisi çekilmesinden çekinmeyin.
-Beyin tümörlerinde erken tanı çok önemlidir.
Beyin Tümörünün Belirtileri:
Tümör kitlesinin etkisiyle baskı altında kalan beyinde işlev bozuklukları meydana gelir ve genellikle aşağıdaki belirtiler ortaya çıkar:
1- Baş ağrısı. Bu ağrı genellikle son birkaç aydır ortaya çıkmıştır ve gittikçe şiddetlenir.
2- Epilepsi benzeri bayılmalar. Sara nöbetleri (epilepsi), Bilinç kaybı olarak yada olmaksızın istem dışı kasılmalar, panik atak tarzında kendini kötü hissetmeler bir epilepsi çeşidi olabilir. Özellikle 20 yaş sonrası ortaya çıkan bu tarz nöbetler aksi ispatlanana kadar beyin tümörüne bağlı olduğu düşünülerek araştırılmalıdır.
3- Vücudun bazı bölgelerinde kısmi felçler
4- Şiddetli kusmalar. Baş ağrısı ile birlikte bulunması ve özellikle birkaç gün yada haftadır mevcut olması önemlidir.Ancak burada baş ağrısı ve kusmanın uzun sürelerdir var olması migren düşündürür.
5- Bazı fiziksel yeteneklerimizin kaybı. Kol ve bacakta kuvvetsizlik, beceriksizlik, dengesizlik, Son zamanlarda ortaya çıkan vücudun sağ yada sol yarısında uyuşmalar, ellerde güçsüzlük, uyuşukluk , beceriksizlik görülebilir . Yürürken “sarhoşvari yürüme” ve “dengesizlik” bir beyincik tümörünün belirtisi olabilir. Konuşma bozukluğu, Konuşamama, anlama güçlüğü, konuşurken yanlış kelime ifadeleri yada sarhoşvari konuşma keza beyin tümörlerinin ilk bulgusu olabilir.
5- Çift görme ve görme bulanıklığı, Baş ağrısı ile birlikte veya baş ağrısı olmaksızın ortaya çıkan çift görme, bulanık görme, görmenin azalması beyin tümörlerinin ilk belirtisidir.
6- Kişilik bozuklukları
Beyin destek dokusu tümörleri görüntülenmesi
Beyin Tümörü Türleri
Genel olarak ikiye ayırabileceğimiz beyin tümörleri iyi huylu ve kötü huylu beyin tümörleri olarak adlandırılırlar.
1- iyi huylu tümörler: Beyin dokusundan kolaylıkla ayrılabilir ve tamamına yakını çıkartılabilir. Bu nedenle operasyon sonrası sonuçları iyidir. Ancak tümör her ne kadar iyi huylu da olsa beyinde bulunduğu bölge hayati önem taşıyan bir bölge ise ameliyat sonrası sonuçlar maalesef yüz güldürücü olmayabilir. Yavaş üreme hızına sahip olmalarına rağmen öldürücü olmasalar dahi vücutta kalıcı harabiyete ve işlev bozukluklarına sebep olabilirler.
2- Kötü huylu tümörler: Çok hızlı üreyen, çamur kıvamında ve operasyonla alınması oldukça zor olan tümörlerdir. Opere edilseler dahi belli bir süreçten sonra tekrar nüksederek beyne baskı yapmaya devam ederler. Ameliyat sonrası 5 yıl yaşama şansı veren tümörler olduğu gibi 5-6 ayda da hastanın ölümüne sebep olacak türleri mevcuttur.
Tanı Nasıl Konuyor?
Beyin tümörlerinde tanı hastanın değişik yakınmalarla hekime başvurmasıyla başlıyor. Hekim hastanın yakınmalarının ayrıntılı bir öyküsünü alıyor. Ardından yapacağı nörolojik muayene sonrasında, beyni ilgilendiren bir hastalık ya da tümörden kuşkulandıysa değişik incelemeler yaptırarak tanıya ulaşmaya çalışıyor.
Kafatası, beyni ve içinde gelişen tümörü gizliyor. Hekim, hastasını muayene ederken tümörü göremiyor veya hissedemiyor. Yalnızca tümörün oluşturduğu belirti ve bulgulardan yola çıkarak kafatası içinde yer kaplayan bir olayın varlığını tahmin edebiliyor. Bu nedenle beyin tümörleri değişik görüntüleme yöntemleriyle görüntüleniyor. Bunlardan başlıcaları BBT (Bilgisayarlı Beyin Tomografisi), MRG (Magnetik Rezonans Görüntüleme), PET Scan (Positron Emission Tomography), DSA (Anjiografi) ve SPECT (single photon emission computed tomography) dir. Beyin tümörlerinde hücre tipinin kesin tanısı sadece tümörün ameliyatla çıkartılıp mikroskop altında incelenmesiyle konuyor. Ancak cerrahi girişimden önce, görüntülere bakılıp daha önceki deneyimlerin ışığı altında hücre tipi tahmin edilebiliyor. Beyin tümörlü hastayı muayene eden hekim, tümörün yarattığı belirtileri ipucu olarak kullanarak tanı koymaya çalışıyor. Tümörün belirti ve bulguları genellikle tümörün ulaştığı boyuta ve beynin etkilenen bölgesine bağlı değişiyor. Ancak, tümör büyümeye devam ederken beynin başka bölümlerini de etkileyerek yeni belirti ve bulguların oluşmasına yol açabiliyor. Tümör, doğrudan etkilediği alanlarda yarattığı sonuçlar dışında, kafa içi basıncını artırarak ya da çevresindeki dokularda şişmeye (ödem) neden olarak da değişik sonuçlara neden olabiliyor. Tümörün yarattığı belirti ve bulgular bazen o kadar yavaş gelişir ki, tümörün büyümeye başlamasıyla tanı konması arasında uzun bir süre geçebiliyor.
Kafa içindeki basıncın artması: Tümör ileri derecede büyüyerek kafa içi basıncını artırabiliyor. Karıncıklar üzerine baskı yaparak beyin omurilik sıvısının dolaşımını engelliyor. Karıncıklar büyüyerek kafa içi basıncını artırıyor. Tümör kendine komşu dokuların şişmesine neden olarak kafa içi basıncının artmasına neden olabiliyor.
Nasıl Tedavi Ediliyor?
Beyin tümörlerinin tedavisi vücudun diğer bölgelerindeki tümörlerin tedavisinden farklıdır. Birincisi, beyin tümörlerinin cerrahi tedavisinde çok incelikli ve hassas aletler kullanılıyor. İkincisi beyin sahip olduğu kan beyin engeli yoluyla sistemik ilaçların kendisine ulaşmasını engelliyor. Üçüncüsü, tedavide kullanılan yöntemler ve yan etkileri tam anlamıyla çok karmaşık. Tüm bu nedenlerle, beyin tümörlerinin tedavisinde deneyimli, birden çok tıp dalına mensup ekiplerin bir arada çalışması gerekiyor. Tanıya yönelik değişik incelemeler sonrasında bir ya da daha çok tedavi yöntemi gündeme gelebiliyor. Hasta ve ailesine hastanın güncel sağlık durumu, tedavinin amaçları, tedavinin olası yan etkileri ve tedavi sonrası yaşam kalitesinde öngörülen değişiklikler anlatılıyor. Beyin tümörlerinde başlıca tedavi yöntemleri cerrahi girişim, radyoterapi, kemoterapi ve immünoterapidir. Bu yöntemlerden herhangi biri tek başına ya da birarada uygulanabiliyor
Cerrahi Girişim
Ulaşılabilen beyin tümörlerinde tercih edilen tedavi yöntemini oluşturuyor. Bazı beyin tümörlerine ulaşmak güç olabiliyor. İyi huylu beyin tümörlerinin büyük bölümü cerrahi yöntemle çıkartılarak sadece cerrahi girişimle tedavi sağlanabiliyor. Kötü huylu beyin tümörleri komşu dokulara yayılıyorlar. Bu nedenle sınırları net olarak ayırt edilemiyor. Ancak cerrahi girişimle tümörün büyük bölümünün çıkartılması, hastanın yaşam süresini uzatıyor ve kalitesini artrıyor. Cerrahi tedavinin amaçları: Tümörü olanaklıysa tümüyle çıkartmak. Tümörün tümü çıkartılamazsa büyük bölümü çıkartılıyor. Böylece hastanın belirti ve bulguları düzeltiliyor, yaşam süresi uzatılıyor ve kalitesi artırılıyor. Ayrıca geriye kalan küçük tümör kitlesi diğer tedavi yöntemlerine yanıt verir hale geliyor. Cerrahi tedavinin bir diğer amacı da kesin tanı konmasını sağlamak. Çıkartılan kitlenin patoloji uzmanları tarafından değişik boyama teknikleri kullanılarak mikroskop altında incelenmesiyle hücre tipi kesin olarak belirleniyor.
Cerrahi tedavide tümörün büyüklüğü tespit ediliyor. Cerrah ameliyatta tümörü tüm çevre dokularla birlikte gözlemliyor. Yeni tedavi yöntemlerinin uygulanmasını olanaklı kılıyor. Cerrahi girişim sırasında hastaya değişik radyoterapötik implantlar yerleştirilebiliyor.
Radyoterapi
Tümör hücrelerinin çoğunluğu radyasyona duyarlıdır. Radyoterapi, tümör hücrelerini öldürecek, ancak normal dokulara zarar vermeyecek biçimde tümöre radyasyon uygulanması esasına dayanıyor. Radyasyon kaynakları, X ışını oluşturan doğrusal hızlandırıcılar ve gamma ışını oluşturan Co60 kaynaklarıdır. Günümüzde değişik radyoterapi yöntemleri mevcut. Geleneksel Radyoterapi tümör içi radyoterapi, Stereotaksik radyocerrahi=Gammaknife (Gamma bıçağı) ve Cyberknife (Uzay bıçağı) günümüzde başvurulan radyoterapi yöntemlerini oluşturuyor.
Kemoterapi
Tümör hücrelerini öldürme özelliğine sahip ilaçlar kullanılarak uygulanan tedavi şeklini oluşturuyor. Kemoterapi cerrahi tedavi veya radyoterapi öncesinde ve sonrasında uygulanabiliyor. Hangi ilaçların bir arada nasıl kullanılacakları tümör tipine göre değişiklik gösteriyor. Bu noktada deneyimli onkolog ve beyin cerrahının işbirliği gerekiyor.
İmmünoterapi
Bağışıklık sistemi vücudun hastalıklara karşı doğal savunma sistemini oluşturuyor. Bağışıklama tedavisinde Biyolojik Yanıt Değiştirici (BYD) ilaçlar kullanılıyor. Bu ilaçlar tümör hücrelerini doğrudan öldüren ya da tümör büyümesini kontrol eden vücuttaki diğer maddeleri harekete geçirerek etki ediyor. Günümüzde uygulanan deneysel çalışmalar, immünoterapide gelecek vaat eden gelişmeler gösteriyor.
Beyin tümörlerinin tedavisi beyin cerrahı, nörolog, radyasyon onkologu ve medikal onkolog gibi hekimlerin, fizik ve bilgisayar mühendislerinin, teknisyenler ve deneyimli hemşirelerin gerekli donanıma sahip olarak bir arada çalışmalarını gerektiriyor.
Beyin tümörü ameliyatı sonrası riskler
***İşitme hassasını ortadan kaldıran bir tümör genellikle işitme sinirinden gelmektedir ve tümörün çıkarılmasıyla duyma hassası geriye gelmeyecektir.
***Konuşma hassasını kaybeden bir hastaya beyin tümörü çıkarıldıktan sonra yeniden konuşması
çok vakalarda mümkün olmaktadır. Fakat olağanüstü güç ve eğitim gerekecektir.
***Beyin tümörünün çıkarılmasından sonra birçok hasta kol ve bacaklarını yeniden kullanabilir.
Ancak tam anlamıyla bir iyileşme her zaman meydana gelmez.
Bir beyin ameliyatından sonra bir hastanın düşünüş durumu ve zekası genellikle zedelenmez
ancak Hastanın akli tepkisi özellikle beyin tümörünün cinsi ve bulunduğu yere bağlıdır.
***Bir beyin tömürünün çıkarılması izpazmozların tekerrür etme sayısı ve süresi azalabilir. Fakat bunlar her olayda tamamen ortadan kalkmamaktadır. Bundan dolayı ameliyattan sonra da izpazmozlara karşı kullanılan ilaçların verilmesine devam etmelidir. Ameliyat öncesi ihtilaç halleri görülmemişse bile bir korunma tedbiri olarak ameliyat sonrası izpazmozu kontrol eden ilaçların verilmesi tavsiye edilmektedir.







